Aile ve Organizasyon Sistem Açılımı Uygulayıcısı, Zihinsel Liderlik/Zihinsel Pazarlama Eğitmeni, Nöro-Liderlik Koçu, Yazar...

Deniz Öztaş; TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta;

ETKİNLİK TAKVİMİ
<<Eki 2018>>
PSÇPCCP
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4

Çocuklarımız İçin Ne Yapmalı?

Aile sistemlerini anlamaya başlayan ebeveynlerin en büyük kaygılarında biri şu oluyor: “Anne ve babam ve onların anne-babaları benim hayatımı bu denli etkiliyorsa, acaba ben kendi çocuklarımın hayatını nasıl etkiliyorum? Artık bundan sonra ne yapabilirim?”

Önce kendi maskenizi takın!
Kendi sistemleri için çalışan anne ve babalar, farkında olmadan çocukları için en doğru işi yapıyorlar. Anne ve babanın sistemindeki değişimler çocukların sistemini de değiştirir. Biz ebeveynler olarak sevgi akışında bir tıkanıklık olan bir sistemde anne ve babasından gelecek sevgi, ili veya onaya hasret bireylerin ardından geliyorsak; benzer bir dinamik domino taşları gibi devrilerek daha sonraki nesillere doğru akıp gitmeye devam eder. Biz aile sistemimiz ile ilgili anlayışımızı geliştirip, kendi anne ve babamız hayatta olmasa dahi onlardan sevgiyi almaya başladığımızda akış başlar… Geçmişe dönük olan yüzümüz artık gelecek nesillere, çocuklarımıza döner, bu da yapılacak en önemli eylemdir.

Ötesine Bakmak
Daha da ötesine baktığımızda, çocuklarımız da kendi kaderlerini gerçekleştirmek için en uygun anne ve baba ile dünyaya gelirler. Belki de Belki de yanlış yapıyoruz diye düşündüğümüz ne varsa, bunlar çocuğun gelişimi için en değerli hazineler olabilir. Tüm insanların geçmişinde yeteri kadar geriye doğru gidersek Adem ve Havva’ya ulaşırız, onların da ötesine gittiğimizde Yaradan’a… Nedensellik ilkesi ile baktığımızda her şeyin tohumları evrenin yaratılmasıyla başlamıştır. Bu durum kadercilik gibi durabilir… Ne yaparsak yapalım, geçmişe dayanan bir çok sebebin – zihnin anlamayacağı kadar çok etkenin – sonucunda mevcut durum vuku bulmuştur. Zaman içerisinde seyahat edilen filmlerdeki bir kısır döngüdür bu; çelişkili bir durumdur. Ne yaparsak yapalım, her şey olması gerektiği gibidir.

Bu felsefe alıştığımız düşüncelere ve hayata ters veya yoğun gelebilir. İyisi mi bizi neler yapabiliriz onlara bakalım. İlk başta, etrafımızdan bolca duyduğumuz, doğru gibi kabul edilen ve genellikle rekabet ve başarı, aşırı övme, takdir ve elbette ceza, şiddet tabanlı yaklaşımları bırakalım. Sadece olalım. Rekabeti desteklemek kıyaslamayı desteklemektir. Ötekisinden daha iyi olmaya çabalamaktır. Övülen, devamı takdir edilen çocuk bir süre sonra övülmediği ve ödül almadığında, takdir edileni yapma gereği duymamaya başlar.

Maddi veya manevi ödülün dozajını artırmak sadece kısa vadeli bir çözümdür. Tüm bunlar yerine onları görmek, farklı ve eşsiz olduklarını vereceğimiz geri-bildirim ile sağlarız. 

Arkadaş Olma!
Çocukların bir çok arkadaşı olur, ancak sadece bir tane anne ve babası vardır. Bu sebeple ilişkilerimiz ebeveyn – çocuk ilişkisi şeklinde olmalıdır. Sınırların belli olduğu ve bu sınırların için belli bir derece kadar sağlanan söz hakkı ve özgürlük onların ihtiyacı olan ortamdır. Yetişkin olana kadar çocuk bu tür bir ilişkide kendini güvende hisseder. Geçmiş dönemlerdeki fazla sıkı aileler, şimdilerde fazla serbest…

Modern Hayat İle Olan Uyum
Günümüzün sağladığı konfor, teknoloji ve bolluk çocuklar için bir tehdit olabilir. Her dakika teknoloji veya başka bir etkinlikle meşgul olan çocuk kendinden uzaklaşacağı gibi, kendini keşfetmekte zorlanır. Elbette keşif önce ebeveynin kendinden başlar. Harçlık da belirli ve sınırlı olmalıdır. Çocuğa verilecek hayır ve evet cevapları dengeli, yerinde ve tutarlı olmalıdır.

Kuralları Çocuklar Belirlemez
Çocuklar akıllı stratejiler ile ebeveynleri parmağında oynatıyorsa ve kuralları belirliyorsa, bilinçaltı kendini güvende hissetmez. Bilinçli olan çocuğun hoşuna giden bu durum derinde onu huzursuz ve sinirli yapar. Yatağa gidiş saati, yemek yeme vs gibi… Elbette tüm bunlar askeri bir ortam gibi olmamalıdır. Net ve bilinen esnemeler, seçenekler ortamı yumuşatır ve çocuğa da seçim ve sorumluluk hakkı tanır.

Öfke Anı
Eğer öfkeyle olmadık sözler söylüyor, ve olmadık davranışlar sergiliyorsak, öfkemizin derine bakıp harekete geçmeden beklemeyi öğrenmeyiz. Öfke en doğla duygulardan biridir, bazen de gereklidir. Önemli olan öfke hakkındaki anlayışımızın gelişmesi ve gereksiz yere bizim söz ve davnanışlarımızı ele geçirmemesidir.

Teknoloji
Çok fazla teknoloji ile haşır neşir olan çocuklar bizi zorluyorsa, onlara bunları yasaklamaktan ziyade diğer seçenekleri cazip kılacak, özendirecek, imkan sağlayacak faaliyetleri ön planı çıkarmalıyız. Keyifle yapılacak hareket içeren oyun ve etkinlikler içinde teknoloji bile olsa çocukların gelişimleri açısından önemlidir.

Yenmek ve yenilmenin önemsizliğini vurgularken, biz ebeveynler kendi hayatlarımız ve davranışlarımızla bu konuda ne kadar örnek oluyoruz? Çocuklar duyduklarını kaydetmekten ziyade gördüklerini kopyalama eğilimde olurlar.

Sosyalleşme
Gerçek sosyalleşme – sanal olanı değil – çocukların serotonin denilen mutluluk ve bağ kurma ile ilgili hormonu destekler. Arkadaşlarınız, onların çocukları ve mahalledeki/okuldaki çocuklar ile sosyal ilişkilerin kurulması çocukları her alanda kendilerini daha güvenli hissettirecektir.

Sonuç olarak sadece anne ve baba olalım…
Çocuğumuzu hayatımızın odak noktası yapmayalım; bu onlara büyük bir sorumluluk verirken, kendisi için yaşamayı bilmeyen bir anne ve baba örneği olarak onlara fayda sağlamaz. Her dakika onlarla ilgilenmeyelim, ancak ilgilendiğimizde tamamen onlara bakalım, onları dinleyelim, onları görelim… Her hücremizle bunu yapalım. Ne dediğimizden ziyade nasıl dediğimiz, onlarla iletişim kurmaya çalışıyor muyuz, işte bu önemli olan…
Her zaman hata yapabilirsiniz, devam edip, bir sonra aynısını yapmamaya çalışmak en doğrusu…

Unutmayın, biz ebeveynler, onlar için en doğru anne ve babalarız, onlar da en uygun çocuklar. Hem biz hem de onlar yargılanmadan olmamız gerektiği gibi hayatın tadını çıkarmayı çıkarmayı hak ediyoruz. Bu eğlence alanında bize verilen en büyük lütuf: Hayat

“Çocuklarımız İçin Ne Yapmalı?” için 2 cevap

  1. Funda dedi ki:

    Sonuna kadar okudum(çocuklarımız için ne yapmalı? Yazınızı) Her kelimesine katılıyorum. Ancak bir katkıda bulunmak isterim anne ve baba her zaman tek sesli olmalı. Ebeveynlerden biri bunu uygulayıp diğeri ram tersi olunca sonuç olabileceğin en kötüsü olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir