Aile ve Organizasyon Sistem Açılımı Uygulayıcısı, Zihinsel Liderlik/Zihinsel Pazarlama Eğitmeni, Nöro-Liderlik Koçu, Yazar...

Deniz Öztaş; TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta;

ETKİNLİK TAKVİMİ
<<Ara 2018>>
PSÇPCCP
26 27 28 29 30 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
31 1 2 3 4 5 6

Just Before I Go

 JustBeforeIGo_001

“Anılar bir saksağan gibidir. Her şeyi ortadan kaldırır, aydınlığı ve boktan ışıltıyı sonra gerçekten neyin önemli olduğuna dikkatini veremezsin.”

Hayatımızın kontrolü ne kadar bizim elimizde? Geçmişe baktığınızda başınıza gelen olayların ne kadarında payınız var? Hayatınızı yönlendiren, belki kader, belki şans dediğiniz olgu sizi ne kadar etkiliyor? Ne yaparsınız yapın bir şekilde dilediğiniz noktada değil misiniz? Sevinç ve huzur sizden hep uzak mı? Yoksa tüm bunları aldırmadan, sanal bir dünya yaratıp onlara mı tutunuyorsunuz? Ve öyleymiş gibi bir yaşam mı kurdunuz? Zihninizin veya çevrenizin değer verdiği sahte imajlara, unvana, ait olduğunuz gruba, işinize mi yapışıp kaldınız?

Kısacası işler bir şekilde yolunda gitmiyor ve sanki sizin dışınızda bir şey hayatınızı yönlendiriyor… İşte bu konuda yanılmıyorsunuz. İnsan zihninin en büyük tutsaklığından biri bağımsız bireysellik illüzyonu belki de. Carl Jung’un keşfettiği kolektif bilincin etkisiyle, bireysel gibi gözüken hayatımız ailemiz ve atalarımızdan taşıdıklarımızla etkileniyor. Özellikle de kök ailemizden taşıdıklarımız hayatımızı ve kendi çekirdek ailemizi etkilemekte…

Çocukken yaşadığımız travmalar ile başa çıkmamızı sağlamak amacıyla zihnimiz bu anıları ya blokluyor ya da farklı hatırlamamıza sebep olur… Algılarımız karşılığında oluşan duygu ve düşünceler inanç sistemimize dönüşürken, bu inanç sistemi davranışlarımızı belirliyor ve hayatımız şekilleniyor. Davranışlarına anlam veremeyen akıllı Neo-korteksimiz bize akıllı bahaneler uydurmaya başlıyor ve matrikste mutsuz ama mesut gibi yaşamaya devam ediyoruz.

JustBeforeIGo_02

Öte yandan içimizde belki de sesini başlarda duyamadığımız bir ses bize mesajlar veriyor, karşımıza olumsuz gibi gözüken insanlar çıkartıyor ve olaylar başımıza geliyor… Yüzeyde yer alan durumların altında çok daha derin sebepler yatıyor…

Just Before I Go I film intihara karar vermiş Ted’in gitmeden üç hafta önceki hikayesini konu alıyor. Ted çocuk yaşlarda babasını kaybetmiştir. Abisi Luck ise duygusallığını sert erkek maskesi ile örtüp kardeşine bebek diye hitap etmektedir. Polis olarak çalışan Luck, kendince takındığı mizahi imaj ikinci savunma kalkanıdır. Ted’in annesi ise kocasının ölümünden sonra uygun bir erkek bulamamış ve lezbiyenliği tercih etmiştir. Anne karakteri oldukça zayıftır… Onun hikayesine pek girilmemiştir.

Ted, babasına çok bağlı bir çocuktur. Kendisinin hayatı hissettiği tek yer olan Wansutta gölü onun için özel bir yerdir, çünkü babasıyla Wansutta gölü canavarını takip etmektedirler… Babasının ölümüne çok içerleyen Ted, mutsuz olduğu okul çağından sonra ortalama bir işe girip, ortalama bir hayat sürmektedir, bu keyifli olmasa da güvenlidir. İşte tam o sırada eşi ile tanışıp evlenir ve tüm odağını ona verir. Eşi ise onu tutkusuz olmakla suçlar ve üç yıl sonra onu terk eder. Artık Ted yaşamı bırakmaya hazırdır, ama bunu doğru düzgün yapmak ister ve kasabaya dönüp onu hayatında çileden çıkaran kişilerle yüzleşmek ister.

*Okulda ona sataşan çocuk Rawly! Ted onu bir güzel benzetmek için gider ama Rawly yirmi yıl sonra hatalarını anlayan ve çok sevecen bir baba olmuştur; aslında hayatı boyunca babasına kendi, ispat  etmek için bu tip davranışlara girmiştir. Ted’le yıllar sonra iyi arkadaş olurlar. Rawly halen babasından nefret etmektedir. Ancak anlayacaktır ki nefret ve öfke sevgiye çok yakındır, onun kadar da güçlü bir bağ kurar. Ted ile arasındaki dengeyi sağlamak için onun da kendisine kötü bir şey yapmasına izin verir.

Denge böyle bir şeydir. Kimsenin kimseyi affetmesi söz konusu değildir. Affetmek dengesizliği daha da derinleştirir.

JustBeforeIGo_01

**Diğer kişi ise ona okulda kötü davranan öğretmenidir. Onu araştırır ve kendisinin bakım evinde olduğunu öğrenir. Artık dış dünya ile bağı kalmamıştır. Ruhu ölmek istemektedir. Daha sonra öğrenir ki, Ted ona ölen oğlunu anımsatmaktadır… Bu sırada öğretmeninin torunu Greta ile tanışır ve Greta onun belgeselini çekmeye karar verir. Greta’nın da annesi kocasının kaybından dolayı intihar etmiştir. Greta ise artık birini daha kaybetmemek için kimseye bağlanmamaktadır.

***Gençlik meselelerini bir bir kapatan Ted, abisinin ailesinde olan olayları dışarıdan bir kişi olarak net bir şekilde görmeye başlar. Luck’ın eşi onun sandığı gibi kendisine tapmamaktadır… İlişki oldukça kopuktur. Büyük oğulları ise eş-cinselliğini herkesten saklamamaktadır. Belki ailede dışlanan bir kadını temsil etmektedir… Ama daha büyük ihtimal baba ile olan kopukluğu olabilir…

Hayatımızda bir çok olay derindeki aile bağlarına dayanmaktadır…

“Hava karardığında yıldızları görebiliriz. Onlar her zaman oradadır. Başını arkaya at ve yukarı bak tavsiyeyi hatırlayacaksındır.”

Yorumlar kapatıldı.