Aile ve Organizasyon Sistem Açılımı Uygulayıcısı, Zihinsel Liderlik/Zihinsel Pazarlama Eğitmeni, Nöro-Liderlik Koçu, Yazar...

Deniz Öztaş; TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta;

ETKİNLİK TAKVİMİ
<<Ara 2018>>
PSÇPCCP
26 27 28 29 30 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
31 1 2 3 4 5 6

Gen ve Ötesi

“Annenin ve babanın kanı sende kaybolmamış” [Menelus, Odysseia]

Başımıza gelen olaylar, hastalıklar ve mizacımızın ne kadarı genetik, ne kadarı çevreden veya ne kadar rastlantı?

Atom maddenin, gen ise biyolojik bilginin yapı taşıdır. Atomun ötesine geçen bilim insanları ‘madde’nin bilinçli, gözleme dayalı olduğunu keşfettiler. Şimdi genlerin ötesinde (epigenetik), genlerin dolaylı kontrolünün yine bilinçli bir anlayışa bağlı olduğu ortaya çıkıyor. Maddenin ötesini kavrayamayan zihniyet, genin de ötesine geçemiyor. Bu bakış açısı, tüm kalıtsal özelliklerin, davranışlarımızı, mizacımızı, hastalıklarımızı, ırkımızı, kimliğimizi ve yazgımızı belirlediğini düşünüyor. Aksi bir durum ile karşılaştığında ise, buna ‘şans’ adına veriyor.

Gen

Konuyu iyi anlamak için öncelikle genin ne olduğuna bakmakta fayda var:

“Genler kromozomlar üzerindedir. Kromozomlar ise hücrelerin içine gömülüdür. 23’ü anneden, 23’ü babadan gelen toplam 46 kromozoma sahibiz. Hepimizde yaklaşık 22,000 gen vardır. Bu genler insan yapım, onarım ve bakım talimatnameleridir. Her beden yaklaşık 37 trilyon hücreden oluşur; genler hücrelerin neye ‘dönüşeceğini’ belirler, nerede ve ne zaman dönüşeceğine…” (Kaynak: Gen)

Genleri anlayarak bir kişinin yazgısını tahmin etme becerimiz artar. Bunda şüphe yok. Ancak sadece ‘olasılıklar’ üzerinden ari ırk yaratma kararı alabilir miyiz? Kürtaj kararları anne karnındaki bebeğin genlerine bakılarak verilebilir mi? II. Dünya savaşında soykırım yapılan insanların sayısından daha fazlası bu şekilde dünyaya gelmeden hayatı sona erdirilmiş…

Oysa evrendeki her canlı olağanüstü bir şekilde tasarlanmıştır, hayat her zaman bir yol bulup devam etmiştir. Tüm bunları tasarlayan ilahi akıl, bize hem kaderimizi hem de irademizi hediye etmiştir.

Tarihçe

Genlerin varlığını Gregar Johann Mendel keşfetmiştir. Tarih boyunca insanlık kendine benzeyen çocuklar konusunda hep meraklı olmuş ve bu konuda düşünceler üretmiştir. Ataerkil toplumlar bebeği doğuran kadından ziyade tüm genetik bilginin babadan aktarıldığına dair tahminlerde bulunma cüretini bile göstermiştir.

Aristoteles bu görüşe karşı olarak, yavruların hem anne/nine, hem de baba/dedelerine benzediklerini gözlemlemiş ve bazı özelliklerin bazen “kuşaklar atlayarak” ortaya çıktığını anlamıştır. Peki bizler ve doğadaki diğer canlılar, atalarımızdan kopyalanarak üremekteysek, bu kadar çeşitlilik nasıl ortaya çıktı? Bu çeşitlilik zihnimizin anlayamayacağı kendinden yüce bir yaratıcının ürünü mü? Yoksa rastlantı mıydı?

Genler, çevre koşulları ve şans… Bu denklemi çözmek için tek yumurta ikizlerini incelemek önemli bir ipucu kaynağı oluşturur. Tamamen aynı gen dizisine sahip ikizler nasıl oluyor da her şeyiyle %100 birbirlerinin aynısı olmuyordu. Elbette birbirlerine benziyor ve ortak özellikler taşıyorlar. Ancak asıl soru, farklar nasıl oluşuyor? Aile sistemi çalışmalarında ortaya çıktığı gibi her kardeş aile geçmişinden, kaderinden ve kendi yaşadıklarından farklı bir şekilde etkileniyor. Yüzeyde şans gibi gözüken olayların derininde mutlaka bir aile dinamiği ile ilişkisi bulunuyor veya doğrudan kendi deneyimleri ile… Bu dinamiklerin ilişkisi ise, Prof. Franz Ruppert’ın tarafından olarak incelenmiş ve bilimsel olarak ispatlanabilir durumda. Çevre faktörleri ise büyüme sürecinde edindiğimiz inançlar, bakış açıları ve maruz kaldığımız davranışlar ile hayatımızı etkiliyor.

Epigenetik

Sonuç olarak genlerin kalıtsal olarak hücrelerimize aktarılmış olması, tamamen o kodlara göre yaşayacağımız anlamına gelmiyor.
Genler şalterler gibi açılıp kapanabiliyor.

Herhangi gibi bir hastalığı oluşturabilecek bir gen dizilimine sahip olabiliriz, ancak bu kesinlikle hastalanacağımız anlamına gelmiyor. Bir çok çalışmada elde edilen sonuçlara göre geçmişimizden getirdiğimiz kader, aile dinamiği, inançlarımız değiştiğinde (derindeki sebebi görebildiğimizde) şalterler kapalı duruma geçebiliyor.

Gen Kontrolü

Elbette zihin yapısı gereği, bedenin gidişatını kontrol etmeye çalışır. Genleri anlarsa, sebebi bulur ve belki de fiziksel olarak genleri değiştirir. Oysa her insan genomunda 3 milyar baz çifti vardır. Normal bir kitaptaki yazı karakteri ile yazılırsa elimizde 1,5 milyon sayfalık bir kılavuz oluşur. Genlerin karmaşık olması bu kadar fazla bilgi olmasıyla da bitmiyor. Genler yemek tarifi gibi kodlama sistemi ile mesajlar yollarlar. Benzer gen grubundan farklı bir mesaj da çıkabilir. Dolayısıyla genleri bizim anlayacağımız gibi tamamen çözmek imkansıza yakın gözüküyor.

Öte yandan, hayatımızda başımıza gelen olaylar, hastalıklar, mizacımız ruhumuzun uyanması için muazzam fırsatlar olabilir. Sonunda bizlere hediyeler bile bırakabilir. Yeter ki biz bu bakış açısını kovalayalım…

Sadece anne ve babamızın değil, atalarımızın ve hatta tüm insanlığın genetik bilgilerini alarak yaşama geliyoruz. Bizden çok daha büyük bir sistemin ufak bir parçası olarak geldiğimiz anlayışını geliştirebilirsek hayatımızın kontrolü dolaylı bir şekilde ortaya çıkar – genleri kontrol ederek değil…

Yaşam Enerjisi

Diğer ilginç bilimsel gerçeklerden biri de her hücremizde bulunan enerji santrali olan Mitokondri’nin annemizden gelmesidir.

Anne demek bizim için yaşam enerjisi demektir. Ruhen ve fiziken annesinden bu enerjiyi alabilen kişi hayat dolu olacaktır. Ruhsal çalışmalar ve bilim uzun zamandır flört etmektedir, artık bu ilişkiyi kabul etmenin zamanı geldi…

Kaynaklar:
Gen – Siddhartha Mukherjee
Travma, Bağlanma ve Aile Konstelasyonları – Franz Ruppert
Epigenetics – our bodies’ way to change the destiny written in our DNA | Moshe Szyf | TEDxBratislava
https://www.youtube.com/watch?v=SrqmuYvk3iQ

“Gen ve Ötesi” için 2 cevap

  1. Melahat dedi ki:

    Çok verimli ve çok ikna edici bir yazı. Çok teşekkür ediyorum 🙏🙏🙏
    Bu konu özerine derin bir sohbetin arzusunu hissettim şuan içimde.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir