Aile ve Organizasyon Sistem Açılımı Uygulayıcısı, Zihinsel Liderlik/Zihinsel Pazarlama Eğitmeni, Nöro-Liderlik Koçu, Yazar...

Deniz Öztaş; TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta;

ETKİNLİK TAKVİMİ
<<Eyl 2018>>
PSÇPCCP
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30

Hayatımız ve Ailemiz

Dede erik yer, torunun dişi kamaşır.” demişler…

Ne de doğru söylemişler. Ünlü psikolog Carl Jung’dan başlayarak, Jacob Moreno, Virginia Satır ve Bert Hellinger gibi bir çok psikoloğun bilimsel olarak anladığı meseleyi atalarımız deneyimleri ve sezgileri ile hemencecik çözüvermiş.

Başımıza olaylar, kişiler, sanki ailemizde yaşadıklarımızı, atalarımızın yaşadıklarının tekrardan sahnelenmiş bir hali gibidir… Hastalıklar, iflaslar, bahtsızlıklar hep bizim aileyi bulurmuş gibi bir hal vardır çoğu zaman. Bazen de hiç bilmediğimiz olaylar, sır kalmış meseleler, hiç anılmayan aile bireyleri, bizim hayatımızı etkiler ve bunların farkında bile olmayız. Her işimiz ters gider, satılması gereken arsa satılmaz, para bir gelir bir gider, çocuklarımız bize isyan eder, eşimizle hep kavga halindeyizdir ve bir türlü mutlu olamayız…

Oysa evrende her şey sistemler halinde çalışır. Atomdan tutun da, gezegenlere kadar her şey, hareket halindedir ve birbirinin etrafında dönerek sistemler oluşturarak akıp gider. Bireyler olarak bizim içimizde bulunduğumuz en güçlü sistem ise, Aile Sistemiz’dir. Daha sonra toplum, okul, bağlı olduğumuz cinsiyet, din, milliyet, tuttuğumuz takım, mesleğimiz… Diğer sistemleri oluşturur.

Tüm bunlara “Kader” der geçeriz çoğu zaman… Oysa Carl Jung bahsettiği gibi bu dinamiklerin farkına vardığımızda bir şeyler değişmeye başlar. Sihirbazın numarasını anladığımızda artık onun yaptıkları sihir gibi gelmez bize… Ailemizdeki durumu anladığımızda bile artık hiç bir şey aynı değildir. Bir de görürüz ki, herkes daha önceki bireylerden etkilenmiş… Liste uzar gider. Daha da geriye gittiğimizde göçleri görürüz. Atalarımızın yaptıkları göçler, bıraktığı maddi ve manevi zenginlikler, uğradıkları haksızlar, bizi bu konularda son derece hassas yapmış. Hatta seçtiğimiz meslekleri bile etkilemiş… Daha da geriye gittiğimizde ise Orta Asya’da buluruz kendimizi. Tüm bunlardan çıkartılacak en önemli sonuç: Hiç bir şeyin kişisel olmadığıdır.

Bizi bu hayata getiren anne ve babamızı değiştiremeyiz, veya içine doğduğumuz aileyi… Ancak değiştireceğimiz tek şey onlara olan bakış açımızdır. Bu bakış açısı değiştiğinde derin bir anlayış içimize işlemeye başlar. Bu sıcak bir sarılmanın geçici hissi gibi kısa süreli değildir. Tamamen kalıcıdır.

Hangi Olaylar Bizleri Etkiler?

Bu dünyaya bir bebek olarak geliriz. Bilimin de ispatladığı gibi genler vasıtasıyla atalarımızdan epey bir mirasla geliriz ve henüz anne karnındayken bu mirasın üzerine koymaya başlarız. O halde hamilelik dönemi ve doğum sırasında olan olaylar bizim için oldukça önemlidir. Bebeğin istenen bir bebek olup olmaması onun daha sonraki yaşamını etkiler.

Anne bizi hayat enerjisini verirken, baba ise bu enerjiye yön veren kişidir. Oysa anne veya babamız, fiziken veya ruhen orada olmayabilir. Onlardan biri de kendi anne ve babasından düzgün bir sevgi almamız olabilir. Geçmişte olan taciz, şiddet, intihar, doğumdan önce olan bebek kayıpları, çocuk kayıpları, dışlanan aile bireyleri, göçler, önemli hastalıklar, boşanmalar, erken yaşta anne-baba kaybı anne ve babamızın veya bizim ruhen hayata bağlı olmamıza engel olmuş olabilir. Öte yandan, her zaman bize destek olan biri, bir güç mutlaka vardır. Aksi takdirde bu yazıyı okuyor olmazdınız.

Rollerimiz

Bebek çocuk olmaya başladığında son derece korumasız bir birey olduğunun farkına varır ve ilk rolünü öğrenir: Çocuk olmak… Daha sonra hayatın boyunca hayatta kalmak adına uyumlu da olsa, isyankar da olsa belli karakter ve roller benimsemeye başlar: Arkadaş, ebeveyn, kahraman, yardımsever, öfkeli, mızmız, karamsar, huysuz, neşeli… Her ne kadar bazıları olumsuz, bazıları olumsuz gözükse de hiç bir rol veya parça gerçek özümüz değildir. Hepimiz Tanrı’nın benzersiz kullarından biriyiz. Bu parçaları istediğimiz zaman kullanırsak, hiç biri ile kendimizi bir tutmazsak işte o zaman özgürlüğe kavuşuruz.

İlişkiler

Oysa çoğumuz içimizdeki parçalar ile yaşamaya devam ederiz ve bu durum bize çok normal gibi gözükür. İçimizdeki en güçlü parça ise en eski parçadır. Bu açıdan baktığımızda etrafımızda bir çok yetişkin kılığında çocuk olduğunu görürüz. Trafikte kavga edenler yetişkinler, bir anda çocuk hallerine geri dönebilirler. Dışarıda ise davranışlarımızı makul gösterecek tonlarca sebep vardır. Çünkü dış dünyamız iç dünyamızın bir yansımasıdır.

Örneğin, ailemizde haksızlığı uğrayanlar varsa, biz de haksızlık konusunda çok hassas olabiliriz. Günlük hayatımızda da kendimiz, bize veya başkalarına yapılan haksızları savunurken bulabiliriz…

Tüm bu içinde çocuk parça taşıyan yetişkinler sağlıklı ilişkiler kurabilir mi? Sadece kadın-erkek ilişkisi değil… Arkadaş ilişkisi, iş ilişkisi ve bunun gibi… Bu kişilerin çocukları olduğunda ne olacak? Çoğumuz ya çocuk bakmanın bize göre olmadığını düşüneceğiz veya çocuklarımızı dünyanın merkezine koyacağız… Sağlıklı ilişkiler ise yay gibidir: Fazla yakınsak yay sıkışır ve bizi iter, fazla uzaksak yaya gerilir ve bizi geri çekmeye çalışır. Her ikisi de sağlıklı sevgi bağları değildir.

Kariyer, Başarı ve Para

Tüm bu aile meseleleri ilişkilerimiz etkilediği gibi, meslek hayatımızı da etkiler. Bazen bilmesek de anne veya babamızdan alamadığımız ilginin yerine iş hayatını koyarız ve hep takdir edilmek isteriz. Oysa bu bağın yerini hiç bir şey alamaz. Bir iniş bir çıkış yaşayan biri genellikle babası ile gerçek sevgi bağının eksik olduğu durumlarda gerçekleşir.

Başarı kavramı ise tamamen görecelidir. Bir şeyler hedeflemek, başarmaya çalışmak genelikle ebeveynleri tarafından ruhen görülmeyen çocuklarda görünür. Büyüdüklerinde ise bu durum çok fazla değişmez. Ebeveynler yerine hayatlarına iş arkadaşları, müdürleri, eşleri girer… En kötüsü ise ne kadar başarı olurlarsa olsunlar hiç bir zaman kendileri başarılarından tatmin olmazlar.

Çözüm

30 yılı aşkın bir süredir yapılan Aile Sistemi Çalışmaları (Family Constellation) ile aile sistemine temsilciler kullanarak bakabiliyoruz. Bizi hiç tanımayan diğer danışanlardan oluşan topluluk aile bireylerimizi ve bizi canlandırır ve çalışma deneyimli bir uygulayıcının eşliğinde devam eder. İlk defa kendimiz aile içindeki durumunu dışarıdan izleme şansını yakalarız.

Önemli olan ise hayatımızda olumsuz gibi görünen durumların ötesini görebilmemizdir. Dolaysız bir yoldan hayatımızın gidişatını değiştirmeye başlarız…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir