Aile ve Organizasyon Sistem Açılımı Uygulayıcısı, Zihinsel Liderlik/Zihinsel Pazarlama Eğitmeni, Nöro-Liderlik Koçu, Yazar...

Deniz Öztaş; TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta;

ETKİNLİK TAKVİMİ
<<Ara 2019>>
PSÇPCCP
25 26 27 28 29 30 1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31 1 2 3 4 5

Kader ve Özgür İrade

Kaderci misin? Her şeyin kader olduğunu düşünüyor ve birey olarak son derece pasif bir hayat mı yaşıyorsun? Yoksa kadere inanmayıp, kişinin her şeyi yapabileceğine inananlardan mısın? Herkes kaderini kendi mi belirler?

kader01

Freud’un bilinçaltının önemi üzerinde durmasından yıllar sonra, nörobilimciler kararlarımızın %85 oranında otomatik olarak, bilinçaltı tarafından verildiğini ortaya koymuştur. Şimdilerde ise daha önceki aile bireylerimizin yaşadıkları olayların izlerinin gen yoluyla bizlere miras kaldığı ortaya çıkıyor. Öte yandan düşünce ve inanç sistemleri değiştiğinde, genlerin işlevlerinin de değiştiği diğer bir bilimsel gerçek…

Hem psikoloji, hem de bilim açısından baktığımızda cevabın çok net olmadığını görüyoruz. Bilinçaltı ve kolektif bilinçaltı tarafından etkilenmekteyiz: “Dede erik yediğinde torunun dişi kamaşır”, doğrudur… Öte yandan anlayışımızı geliştirip bizi etkileyen olayları tarafsızca görüp, kabul edersek özgürleşebiliriz…

Kader, karma… Ne isim koyarsanız koyun, onu anladığımızda bizden çok daha büyük bir dinamiğin bir parçası olduğumuzu görüp, hayatla uyum içerisinde akmaya başlayabiliriz… Buradaki uyum, zihnin istediği gibi hiçbir şeyin değişmediği, itaate dayalı sabit bir düzen değil; evrenin kaotik düzensizliğini anlayıp buna dayanarak oluşmuş bir düzendir.

Hayatımızın önemli bir kısmı atalarımızdan bize kalan miras. Atalarımızın yaptıklarından biz etkilenirken, bizim yaptıklarımızdan da başkaları etkilenir. Size haksızlık gibi mi geliyor? Evrende, doğada haksızlık diye bir şey yoktur; sadece sistemler vardır. Bunlar devamlı hareket halindedir ve sistemlerin hayatta kalması bireylerden önceliklidir. Tüm sistem birleşerek sonunda tek bir sistem oluştururlar… Evren ve insanlık birdir.

kader02

Bunu anlasak bile, birey düzeyinde bunun bize ne faydası vardır? Ne yapmalıyız? Aslında hiç bir şey…
Yapılması gereken anlamaktır. İllüzyonu gördüğümüzde etkisi biter. Bunun için zamana veya çabaya ihtiyaç yoktur. İşe kendimizi yargılamadan, onaylamadan tarafsızca gözlemleyerek başlamalıyız. Bunu kimse bize öğretemez. Bunu kendimiz yapmalıyız. Zihnimiz çocukluğumuzdan beri araştırmak yerine başkalarını kopyalamak, başkalarını takip etmek üzerine koşullandırılmıştır. Bildiğimiz, ezberlediğimiz her şeyi bir kenara koyup, baştan başlamalıyız. Dikkatle ve içtenlikle…

Olanı görmek”, bir davranış kalıbının arkasındaki dinamiği görmektir. İllüzyon perdesi kalktığında yüzeydeki hikayelerin ötesini fark ederiz. Bilincimizin bize uydurduğu bahanelere, suçlamalara, yargılara ihtiyacımız kalmaz. Özellikle de kendimizi suçladığımız kısma…

Yüzeydeki dalgalar, derindeki okyanusu ifade etmez. Artık geçmişe takılı değilizdir. Olayların arkasına bakarak, tutum ve tavrımız değişir. Bu anlayışla, geçmişle yüzleşip, tarafsızca kabul ettiğimizde, hayatın düzensizliği içinde uyuma erişiriz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir