Aile ve Organizasyon Sistem Açılımı Uygulayıcısı, Zihinsel Liderlik/Zihinsel Pazarlama Eğitmeni, Nöro-Liderlik Koçu, Yazar...

Deniz Öztaş; TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta;

ETKİNLİK TAKVİMİ
<<May 2018>>
PSÇPCCP
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3

Özgüven ve Ailemiz

Anne ve baba çocuğunun gözünün içine bakar ve şöyle:
Seninle gurur duyuyoruz ve bunun için hiç bir şey yapmana gerek yok.

Çocuk için anne ve baba tarafından görülme ve onaylanma ihtiyacı çok önemlidir. Çocuk onlarında gözünde kendini değerli hissederse ilerideki dönemde özgüven seviyesi de yüksek olacaktır. Bir şekilde aile içerisinde bu eylem gerçekleşmezse, kişi daima görülmek veya onaylanmak için çabalar dururken bulabilir kendisini…

Güven meselesi daha çok baba ile ilgili bir mesele olmasına rağmen, bu konuda hem anneye hem de babaya rol düşmektedir. Eğer aile fazla otoriter ise, kurallar ve beklentiler artar. Çocuk kurallar içerisinde sıkışırken, ebeveynlerinin beklentilerini yerine getirerek onlara kendini beğendirmeye uğraşır. Öte yandan fazla bunalırsa isyan eder ve tam tersi bir uca doğru yönelebilir… Bu ailede kullanılacak ödül, ceza veya övgü her zaman için kontrol mekanizmasını destekleyecektir. Övgü ve ödül iyi gibi gözükse de, bu anne ve babaya göre doğrudur. Çocuk kendini iyi hisseder, oysa aldığı ödül başkalarının normlarına göre kazanılmış geçici bir zaferden başka bir şey değildir.

Eğer aile fazla serbest ise, çocuk her istediğini yapabilir durumdaysa ve aile onun her istediğini elinden geldiğince yerine getiremeye çalışıyorsa, bu sefer de hiç bir sınır olmayan bu ortamda çocuk kendini içsel olarak güvende hissetmez. Bu da hem hayata hem de kendine karşı geliştireceği güveni zedeler.

Oysa ebeveyn ne yapmalıdır? Tüm bireyler tarafından makul seviye olan kuralları tutarlı bir şekilde uygulamalı, bu çizilen alan içerisinde çocuğun kendine özgü yaşayabileceği bir özerkliği olmalıdır. Ona gerektiğinde koçluk yapmalı, onun anlamaya çalışmalı, ve yapılması gerekeni kendisinin bulmasını sağlamalı… Bunun için de öncelikle ebeveynin gerçekten orada olması gerekir. Bedeni ve kalbiyle… Çocuğu gözlemlemeli ve geri bildirim vermelidir. Çocuğun yaptığı davranışın sonuçlarını ona göstermeye çalışmak, ödül veya cezadan çok daha etkilidir.

Biz kendi çocuğumuz için bunları yapalım. Ancak ya bizim ebeveynlerimiz biz çocukken bize böyle davranmamışlarsa… Biz yaşamadığımız bir deneyimi ne kadar aktarabiliriz? Çoğu ebeveynin şöyle dediğini şahit olmuşsunuzdur: “Biz nasıl büyüdüysek, onlar da öyle büyür…” veya “Benim annem babam çok sıkıydı, ben tama tersini yapacağım.” Her iki yaklaşım da çocuk için son derece zararlı olabilir. Şu anda ebeveyn olanlar için çok geç değildir. Anne ve babaları hayatta olsalar da, olmasalar da, anne ve baba meselelerini çalışıp, önce kendi özgüvenlerini yükseltebilirler.

Kendi ebeveynlerinin neden böyle davrandıklarını anlayıp, onlardan alamadıklarını düşündükleri sevgi ve onayı şimdi alabilirler… Yüzeyde olan bir olayın derininde bambaşka bir sebep vardır. Bu sebebi gördüğümüzde bakış açımız değişir. Biz olduğumuz gibi güzeliz, hiç bir şeye ihtiyacımız yok. Aynı durum çocuklarımız için de geçerlidir. Hayata ve onlara bu konuda güvenirsek, onlar yapılması gerekenin son derece basit olduğunu görebiliriz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir